BERGAMA’DA YAŞADIĞIM PARANORMAL OLAYLAR

BERGAMA ZİYARETİM VE YAŞADIĞIM PARANORMAL OLAYLAR

“Şeytan’ın Tahtı Bergama’dadır” cümlesi  İncil’in Vahiy bölümünde geçer. Ve tarih içinde Bergama’da yaşananları da çok net açıklar.

Anadolu’nun tamamında ilk Hristiyanların yaşadığı dönemde hakim olan inanç biçimi Roma Pagan inanışlarıydı. Bu inancın uygulamalarından biri de tanrılara kan adamak, kan sunmak ve karşılığında onlardan koruma ve nimetler dilemekti. Dua yoktu.

Geçmişte ürkütücü olaylar yaşanmış olsa da Bergama dünyada eşi benzeri olmayan tapınak ve tarihi eserlerin vatanı. Tamamı sökülerek Berlin’e götürülen Zeus Tapınağı da onlardan biriydi. İşte Zeus tapınağı Pagan inancı kabul etmeyen ilk Hristiyanların yakılarak tanrılara kurban edildiği Şeytan’ın Tahtıydı.

Zeus Tapınağı

Bergama’daki bir diğer tarih harikası  da bugün hala ziyarete açık olan ve Şifa tanrısı “Yılanlı Tanrı” Asclepius adına yapılmış olan şifa ve terapi merkezi “Asclepion” MÖ 4.yüzyılda inşa edildi. Burada su sesi, müzik, rüyalarla tedavi yapılıyordu. Ayrıca zehirli olmayan yılanlar terapide kullanılıyordu. Uyku odalarına çekilen insanlara yılanlar da eşlik ediyordu. Şifa tanrısı rüyalarında onlara görünüyor ve derdinin çaresini anlatıyordu. Rüyalar Bergama’da ciddiye alınıyordu.

Asklepion

BERGAMA’YA GİDİYORUM

2018 Eylül ayında bir gurup araştırmacı ve tarih meraklısı arkadaşımla Bergama’yı ziyarete karar verdik. Eylül hem turist kalabalığının azalması hem de havanın biraz daha az sıcak olması nedeniyle tercihimizdi.

İstanbul’da iletişim kurduğumuz seyahat şirketi bize tam istediğimiz gibi bir konaklama bulduğu haberini verdi. Akropolis yani tapınak alanına çok yakında, şehrin kalabalığından uzak bir butik otel.

Sıcak bir öğlen vakti otele ulaştık. Şimdi çoğu terk edilmiş Rum evlerinin bulunduğu eski Bergama’daki otel gerçekten de kalabalıktan uzakta sessiz bir sokaktaydı.

Aslında dışarıdan bakınca binayı görmek de zordu,  çünkü hem etrafını çeviren duvarları çok yüksekti, hem de ağır, çift kanatlı demir giriş kapısı sımsıkı kapalıydı. Neyse ki otelin adını gösteren tabela vardı da doğru yere geldiğimizden emin olduk.

Zili çaldık, kapıyı başı yemenili, yerel giysiler içinde orta yaşlı bir hanım açtı; “Niye çaldınız zili, kapı açıktı zaten!” dedi bize. Daha sonra kendisinin 16 yıldır orada çalışan, temizlik ve yemek işlerinden sorumlu kişi olduğunu öğrendik. “Merhaba” deyip içeri girdik.

BUTİK OTEL

Sürprizler kısmen o anda başladı. Butik otel  tarihi bir Bergama eviydi. Asıl sahibinden satın alınmış ve turizm işletmesi olarak restore edilmişti. Kapıdan girişte bizi muhteşem bir bahçe karşıladı. Akla gelebilecek her türlü meyve ağacı, zakkumlar, bitkiler, pembe-beyaz-mor çiçekler ile sanki botanik bahçesine girmiş gibi olduk. Tam ortada bir yüzme havuzu, etrafında şezlonglar ve tabii onların üstünde de yatmış güneşlenen kediler vardı. Mekana bayıldık!

Evin geçmişte bir tütün tüccarına ait olduğunu ve kalabalık ailesiyle burada yaşadıklarını öğrendik. Bahçenin iki yanında sıralanmış  ve  şimdi bizim kalacağımız odalar yıllar önce tütün deposuymuş. Oteli sahibi tütün depolarını bölümlere ayırıp tek katlı oda haline getirmiş.

Kayıt işlemlerini yaptırmak için hem yemek salonu hem de resepsiyon olarak kullanılan yüksek tavanlı,  geniş salona girdik. Otel sahibine kendimizi tanıttık ve anahtarlarımızı aldık. Biz küçük bir gruptuk ve zaten o sırada otelde bizden başka da misafir yoktu.

Nedense bana 1 numaralı oda verildi. Yanımdaki oda boştu. Guruptaki arkadaşlarım da kendi odalarına yerleştiler.

1 NUMARALI ODA

Bir zamanlar tütün deposu olan odam beklediğimden çok  genişti. Bahçenin en sol köşesinde, bir tarafı sokağa diğer tarafı da otelin giriş kapısına bakar konumdaydı. Kapıdan girince küçük hol, yanda bir koltuk ve dolap vardı. Sağ taraftaki banyo da fena sayılmazdı. Holdeki kapı yatak odasına açılıyordu. Yatak odası normal standartlardan büyüktü. Yerler ve duvarlar ahşap kaplama, küçük pencerelerde beyaz perdeler, kilimler, otantik dokunuşlar…

Geniş, demir bir karyola, tepede klima, karşı duvarda televizyon. Masada boy boy uzaktan kumandalar, temiz havlular, çarşaflar yani her şey olması gerektiği gibiydi. Lüks otel meraklısı olmayan bizim gibi tarih ve arkeoloji sevenler için ideal görünüyordu. 

Yatağın sağ tarafına fazlaca kullanılmış olduğu belli, eski bir kanepe yerleştirilmişti. Klasik ahşap oymalı, döşeme kısmı yeşil kadife, ağır bir mobilya. Ben antika, kullanılmış eşyaların önceki sahiplerinin enerjisini taşıdığını bilirim. O nesneleri kendi hayatınıza ve günlük kullanıma sokmak, eski enerjileri de davet etmek anlamına gelir. Ve her insanın olduğu gibi her eşyanın, mekanın, odanın, sokağın, şehrin de aurası vardır. Aura sizi çekebilir de itebilir de.

İşte o anda yeşil kanepenin aurası nedense beni rahatsız etti. Kanepede öyle bir şey vardı ki  sanki odanın tüm güzelliğini, tüm otantik dokunuşları gölgeliyordu. Ben onu, o da beni fark etmişti. Yeşil kadife kanepeden yükselen bir şey, ya da bana kadar uzanan görünmez bir el,  dışarıdaki Bergama güneşini soldurdu. Bahçeden, sokaktan gelen sesler kesildi. Hava sıcaktı ama klima çalıştırmaya  gerek yoktu çünkü oda birden buz gibi olmuştu.  Arkamı döndüm valizimi açmaya başladım ve artık odada yalnız olmadığımı biliyordum. Beni izleyen bir bulut, bir enerji etrafı sardı ve havayı ağırlaştırdı.

BERGAMA GÜNDÜZ

Hazırlanıp dışarı çıktım, arkadaşlarımızla beraber önce yemeğe sonra da Bergama Müzesi’ne gitmeye karar verdik. Eski Bergama olarak bilinen tarihi Rum evleriyle dolu bölgedeydik. Evlerin bazılarında hala yaşayan aileler var. Bazıları otele çevrilmiş, geri kalanı da boş, terk edilmiş ve metruk halde. Yürüyerek merkeze ulaşmak 10-15 dakika sürüyor. Eski bir Pagan tapınağı olan Kızıl Avlu’yu da geçerek lokantaların, modern apartmanların, alış veriş merkezlerinin olduğu şehre indik. Bergama’nın her yeri açık hava müzesi. Sadece Türkiye değil dünya tarihi için bir başyapıt ve kültür mirası.

Günlük hayatın aktığı Bergama ile yukarıdaki Bergama arasında sadece 15 dakika var ama bende uyandırdığı duygu ve algıyla sanki zaman yolculuğuna çıkmışım gibi geldi. Şehrin neresinde olursanız olun dağın tepesindeki muhteşem Trayan Tapınağı’nı görüyorsunuz. Helen ve Roma döneminin Pagan inancı, Pagan ruhu sanki hiçbir yere gitmemiş hala yerinde duruyor ve yukarıdan biz ölümlüleri izliyor.

Trayan Tapınağı

BERGAMA GECE

Akşam olduğunda “butik otelimize” döndük. Bir süre bahçede oturup sohbet ettik ve hepimiz odalarımıza dağıldık.

1 numaralı odamın kapısını açtım, içeri girdim, ve hemen ışığı yaktım. Ben şu ana kadar dünyanın pek çok tekinsiz mekanına, hayaletli evlerde araştırmaya gittim, paranormal olaylara tanıklık ettim, ruhsal celselerde bulundum. Ama Bergamada’ki 1 numaralı oda gibi yoğun, ağır ve yapışkan tekinsiz bir enerjinin hakim olduğu yerin benzerini görmedim.

Oda yine doluydu ve yalnız değildim. İstenmiyordum! Etrafımda dolaşan, bana dokunmaya çalışan enerjiler vardı. Enerjiyi dağıtmak için müzik açtım. Duşa girdiğimde suyun altında kendimi biraz daha iyi hissettim, suya yaklaşamıyorlardı.

En yoğun oldukları yer yeşil kadife kanepeydi. Sanki birileri orada oturmuş her hareketimi izliyor ve beni istemediklerini belli ediyorlardı. Yatmaya hazırlanırken, müziği kapattım ve bir şey fark ettim. Dışarıda, uzaktan gelen köpek ulumaları vardı. Bergama’da kaldığım iki gece de köpeklerin sesi hiç kesilmedi.

Yatağa girdim, kitabımı okumaya başladım. Tam bu sırada pencerenin üst kısmında, dışarıda bir hareketlenme oldu. “Yağmur başladı herhalde” diye düşündüm, cama, çatıya vuran tıp-tıp sesleri.  Camlarda bir titreşme. Kalktım pencereyi açtım yağmur yok, hava kuru. Rüzgar da yok. Tekrar yattım, sesler devam ediyor. Uyumaya çalıştım.

ZİYARETÇİLER

Gecenin bir yerinde ziyaretçiler ortaya çıktı. Uyku ile uyanıklık arasındayım ve kendilerini bana rüyada gösterdiler. Kapı açıldı, içeriye iki genç kız girdi. Zayıf, esmer, siyah saçlı iki kız. Kardeş olduklarını anladım. Yatağa doğru üstüme geldiler. Tekinsiz enerji tam bir karabasan gibi başıma çöktü. Nefes alamıyordum ve ikisi ile de mücadele ettim. Büyük bir güç kullanarak kendimi kurtardım. Bu defa ziyaretçi kızlar yeşil kanepeye oturdular. “Seni burada istemiyoruz, burası bize ait” diyorlardı. “Hayır gitmiyorum” dedim, “gitmeyeceğim.” Öfkeyle bağırdım: “Gitmiyorum.. siz gidin!”

Panik içinde uyandım… mesajı almıştım. Mekan tekinsizdi, hayaletliydi. Evin asıl sahipleri beni orada istemiyorlardı. O gece sabaha kadar ışığı açık bıraktım.

Kahvaltıya çıktığımızda otel sahibine evin eski sahiplerini tanıyor muydu diye sordum. Acaba kızları var mıydı? “Evet dört kızları varmış” dedi beyefendi. Neden sorduğumu merak etmişti. Sözü uzatmadan önceki gece olanları anlattım.

“Biz burada tekinsiz şeyler olduğunu biliyoruz” dedi. “Hatta ben de yaşadım. Kimi zaman eve gitmem, otelde kalırım. Beni de rahatsız ettiler. Ve önceki senelerde Avrupa’dan gelen turistler de sizinkine benzer şeyler yaşadılar, biliyoruz.”

Tam bu sırada bize kahvaltı servisi yapan orta yaşlı hanım da konuşmamıza kulak misafiri oldu. “Ne var, odadan memnun kalmadınız mı?” dedi.

“Odadan memnunum ama dün gece yanıma iki kız geldi ziyaretime” dedim.

Hanım telaşlandı, gece dış kapıyı kilitlediğini ve içeriye kimsenin giremeyeceğini söyledi. Üstelik güvenlik kameraları da vardı.

“Hayır, o anlamda değil. Kapalı kapılardan geçebilen ziyaretçilerdi bunlar.” dedim

Kadıncağız hiç ses etmeden başını salladı, içini çekti ve kim bilir hakkımda neler düşündü.

Bizi buraya gönderen turizm şirketinden şikayetçi mi olsam ya da paranormal araştırma cihazlarımı alıp hayalet avcılığı için tekrar mı gelsem diye düşünüyordum. İkinci gece tedbirliydim, koruyucu manevi tedbirlerimi aldım ve ışığı açık bırakarak uyudum. Yine oradaydılar ama fazla yaklaşamadılar.

Tarihi Bergama Evleri

BAŞKA TANIKLAR DA VAR

Ertesi sabah, gezinin son gününde hava limanına gitmek üzere hazırlanmaya başladık. Odada valizimi toplarken bütün o negatif, tekinsiz enerjinin aniden yok olduğunu fark ettim. Gideceğimi anlamışlar ve beni artık rahat bırakmışlardı. İçerisi temizlendi. Biz ayrılırken  kalabalık bir yabancı turist grubu otele giriş yapıyordu. Neşe içinde, heyecanla, resepsiyona yürüdüler. Onlara bakınca her şey ne kadar da normal göründü gözüme.

Havuzlu, kedili, meyve ağaçlı bahçeden çıktık ve bizi bekleyen aracımıza bindik.

Yolda şöförle sohbet etmeye başladım. Aslında İstanbul’luydu ama anne babası emekli olup Bergama’ya taşınınca o da buraya yerleşmişti. Hem rehberlik hem de kendi aracıyla transfer işleri yapıyordu. Otelden ve biraz da rahatsız olduğumdan bahsettim. Ben tekinsiz demeden önce şöför bey “Sizi ziyarete gelen mi vardı?” diye sordu. Gülümsedim, “Nasıl bildiniz?” dedim.

Şöför bey benzer hikayeleri  başkalarından da duymuştu. “Geçen sene sizin gibi İstanbul’dan gelen bir hanım kaldı burada. Medyummuş. Binalarda, evlerde takılı kalan ruhsal varlıkları, enerjileri görebilirmiş. Otele yerleştiği ilk gece oda kapısı açılmış, içeri iki genç kız ve bir de adam girmiş.”

Belki de kızların babasıydı diye düşündüm. Geçmişte kendilerine ait olan eve yabancıların gelmesinden rahatsızdılar. Kimi zaman bir ölüm sonrasında ruhlar sevdikleri, bağlı oldukları yerden ayrılamazlar. Fizik dünya ile manevi dünya arasında sıkışıp kalırlar. Ve onların frekansını alacak yapıda bir insanla karşılaştıklarında kendilerini gösterirler.

Hayalet dediğimiz paranormal ya da doğa üstü, fizik ötesi fenomen bu şekilde gelişir. Aynı odada binlerce kişi kalır ama sadece birkaç kişiye ulaşabilirler.

TEKRAR GİDER MİYİM?

Evet tekrar gideceğim. Ama bu sefer paranormal bir araştırma yapmak üzere, özel kamera ve ses kayıt cihazlarımı da alarak. Ve bakalım o iki genç kız kendilerini kamerada gösterecekler mi? EVP yani Electronic Voice Phenomenon “Ruhların Sesi” deneyi yapmak istiyorum, bize bir şeyler söyleyecekler mi?

Ayrıca sizlerin de tanık olduğunuz, yaşadığınız benzer tekinsiz olaylar ve mekanlar varsa lütfen benimle paylaşın, gidip araştırma yapalım.

Bergama videolarım için linkler burada:

Trayan Tapınağı ve Asklepion: https://farahyurdozu.net/2019/05/12/farah-yurdozu-in-bergama-traianus-temple-and-asclepion-trajan-tapinagi-ve-asklepion/

Bergama Evleri:  http://farahyurdozu.net/2019/11/26/bergama-evleri/

ŞEYTAN’IN TAHTI BERGAMA’DA MI? 

https://farahyurdozu.net/2019/05/12/seytanin-tahti-bergamada-mi/

FARAH YURDÖZÜ